BENİM İÇİN TEKNOLOJİ

Teknoloji benim fenerim yolumu aydınlatıyor.Benim neslim dinazor nesli.Ben böyle adlandırıyorum.Biz bilgisayarlarla doğmadık. Teknoloji yaşamımıza sonradan girdi. İyi ki de girdi…Özellikle pandemi döneminde bu yetkinliğimizi geliştirme çabası bizi geliştirdi değiştirdi dönüştürdü ve değiştirmeye devam ediyor.Ben “ZOOM “ ile ilk pandemi döneminde tanıştım. Düşünün bir toplantı yapılıyor ve o toplantıya dünyanın her bir köşesinden katılım sağlanabiliyor….Tek bir tuşla bilgi, o bilgiyi almak isteyen herkese ulaşabiliyor.Paylaşmak benim için önemli bir değer……

Ben çocuklarımla aynı dili konuşabilmek ,onlarla iletişim kurabilmek ve hatta yüz yüze iken aktarma fırsatı bulamadığım bazı önemli bulduğum mesajları onlara ulaştırabilmek için sosyal medyayı kullanmaya başlamıştım. Şimdi ise şu anki hedeflerimi geçekleştirebilmek için sosyal medyayı daha etkin nasıl kullanabilirimin peşindeyim. Hayalimde canlandırdıklarımı nasıl yapabilirim, teknik yetkinliğimi bu doğrultuda nasıl geliştirebilirimin yollarını arıyorum.

Benim için teknoloji yüz yüze iletişimi kesen bir olgu değil. Çocuklarım bilirler ben konuşurken eğer benimle değil iseler yani aynı anda bilgisayar veya telefon ellerinde bir başka meşguliyetleri varsa ben konuşmamı keserim.Devam etmem. Çünkü ben gerçek iletişim nedir ne değidir biliyorum. Bu bana profesyonel meslek yaşantımın harika bir hediyesi.Kıymetli hocam Doğan Cüceloğlu hep derdi ki”Gerçek iletişim iç dünyamızın bir başkasının iç dünyasına ulaşmasıdır…..BİR CANIN BİR CANA ULASMASI…Bu benim bugüne kadar öğrendiğim en güzel iletişim tanımı diyebilirim.

Peki şu an ne durumdayız. Ben bu zorlu dönemde teknoloji olmasaydı ne yapardık acaba diye sormak istiyorum….Hayatımız neye benzerdi ? Dipsiz kuyuların dibine mi inerdik.?

Ben teknolojiye minnettarım.Uzakları yakın kılan, iletişim bağlarımızın devamını sağlayan, istediğimiz bilgiye istediğimiz an ulaşmamızı mümkün kılan, istediğimiz değerlere doğru yol almamızı sağlayan teknolojiye minnettarım.

Ben teknoloji sayesinde ufka doğru yol alabildiğime,tek tek yıldızları keşfedebildiğime ve bu yolculuğun da bedelinin ucuzladığına inananlardanım. Kısacası siz ne öğrenmek istiyorsunuz ona karar verin yeter.Mekansal anlamda özgürsünüz.Yeter ki iyi çeken bir internetiniz olsun. Bundan daha büyük bir özgürlük olabilir mi? Ben beni ben yapan değerlerimle teknolojiyi de hedeflerim doğrultusunda bir araç olarak kullanmaya çalışarak adım adım yürüyorum.Kalbim gerçekten ne istiyor biliyorum.

Yaşam yolculuğunda direksiyonda siz yoksanız mutlaka birileri o direksiyona oturacaktır.. Ve oraya oturan her kim ise sizden daha iyi olmayacaktır diye düşünüyorum.Yaşam bana hatasıyla sevabıyla o direksiyona oturmayı, yavaş,hızlı ,iyi ,kötü her nasılsa o direksiyonu kullanmayı öğretti ve öğretmeye devam ediyor.Koçlukla birlikte zaten “keşke”ler “asla olamaz “ lar silinip gitti çoktan…

Ben direksiyondayım ….Teknoloji ben izin verdiğim sürece ve benim izin verdiğim ölçüde bana eşlik ediyor.Seçme özgürlüğüm var.Ne demiş atalarımız “herşeyin azı karar,çoğu zarar” . O dengeyi bulmak bize bağlı.. Teknoloji bize hizmet edecek.Ama biz teknolojiye hizmet ediyorsak tabii ki durup düşünmekte yarar var. Zıtlıklarla başedebilme becerilerimizin geliştiği bu zorlu pandemi döneminde bırakalım biz izin verdiğimiz ölçüde bize hizmet etmeye devam etsin.Belki de teknolojinin tuzağına düşmemeyi,daha az bedel ödemeyi ve belki de en önemlisi algımızı yönetmeyi öğrenmemiz için bir farkındalık yaşamamızı sağlar… Ne dersiniz???

Not: Bu yazıyı yazmamda bana esin kaynağı olan dün akşam katıldığım TEKNOLOJİ: Direksiyonda Kim Var ?Zi Bakışı Sohbeti. Değerli Hocam Zerrin Başer ‘e ve Sevgili İrem Tümer’e düşündürücü güçlü soruları ve paylaşımları için çok teşekkür ederim.

ZAMANIN ALTIN ORANI

H.Jackson Brown,Jr.’ın“Yeterli zamanınız olmadığını söylemeyin.Çünkü size de Helen Keller, Pastör, Michelangelo, Rahibe Terasa, Leonardo da Vinci, Thomas Jefferson ve Albert Einstein’a verilenlerle eşit sayıda saat bahşedilmiştir.” cümlesi ile başlayan bir çocuk hikaye kitabi. Bence öncelikle biz erişkinlerin okuması gereken bir çocuk kitabı.

Hem mimar, hem profesyonel koç, hem de çocuk hikaye kitaplari yazarı olan Gülenbilge Ersan aynı zamanda lisana olan ilgisi nedeniyle İngilizce ve İtalyanca’dan belgesel, dergi, kitap, sinema ve festival çevirileri yapan profesyonel bir çevirmen, çocuklarıyla daha bütünsel bir bakış açısıyla iletişim kurmak isteyen ebeveynlere Etkili Anne Baba Eğitimi veren sertifikalı G.T.I(Gordon Training International) eğitmeni. Bakın Gülenbilge bir yazar olarak neler diyor….“En temel bakış açım kendi çocuklarım. Bana ilham veren onlar oldu. Doğal olarak kullanmakta olduğum şeyleri neden çocuklar daha önce öğrenmesinler ki diye başladım. Böylece en büyük hayalimi de gerçekleştirmiş oldum.Konular minik ateş böcekleri gibi yanmaya başladi……”

Kitaplarını imzalayarak gönderen, beni ve torunlarımı cok ama çok mutlu eden Gülenbilge’yi Türkiye’ye döndüğümde şahsen tanımak, kendisine bizzat teşekkür etmek isterim. Zaman ve zamanı yönetmek konusunda hepimizin farkli bakış açıları vardır elbet. Bu arada Covid -19 ile zaman algımız da ciddi anlamda değişti. Belirsizliğe adım atabilmek konusunda yetkinleştik. İyi güzel de evde kaldiğımız süreçte yapmak istediklerimizin ne kadarını gerçekleştirebildik? Acaba zamanımızı etkin kullanabildik mi? Yoksa yapmak istediklerimize başlayamadık mı? Soruları çoğaltmak mümkün. Bir baska deyişle hala çözmeye çalıştığımız şeyler olabilir. Koçluk bakış açısıyla yazılan bu eğlenceli, keyifle okunan “Zamanın Altın Oranı” kitabı tam da bu süreçte bana harika bir pencere açtı. Kendi altın oranımı keşfetmeye çalışıyorum. Mimaride, insanda, doğada Altın oran nedir sorusunu isterseniz detaylı arastirabilirsiniz. Aslında matematiksel bir kavram. Kısaca 1.618… Bir bütünün parçaları arasındaki en estetik oran olarak kabul ediliyor. Geometride bir doğru düşünün öyle bir yerinden böleceğiz ki uzun parçanın kısaya oranı parçanın tamamının uzun olan parçaya olan oranına eşit olsun. Bu oran ALTIN ORANI veriyor. Zamanın altin oranı nedir derseniz cocuklarınızdan, torunlarınızdan önce siz bu kitabi okuyun derim. Zamanın uzunluğu süre ile ifade edilir. Zamanın bir de ağırlığı vardır. Gülenbilge’nin değimiyle kendimize gün sonunda bugün kaç kilo değer tarttım diye sorabiliriz. Zamanın ağırlığı yaptığımız her ne ise onun bizim icin anlamını/ değerini ifade eder. Gün sonunda bugün hangi değerimi / değerlerimi besledim sorusu zamanımızı doğru kullanmak açısından önemli bir soru. Kitabın sonunda Fa, Re ve Si’nin de soruları var. Bu sorularla düşünmeye devam ediyoruz…..

Teşekkürler Gülenbilge Ersan

Teşekkürler Zerrin Başer Hocam

Teşekkürler İnsandan İNSAN’A

Dünyadan DÜNYA’YA

KOÇUN ROLÜ

c6c4becb-719e-4ff3-ba99-89e08f9877c2.jpeg.🔷Derin Dinlemek ve duyduklarından hareketle kişiyi düşündürebilecek güçlü sorular sormak

🔷Yargılamadan, çözüm önermeden, saf bir merakla can kulağı ile dinlemek ve duyulduğunu hissettirmek

🔷Güçlü sorularla insan beyninin harekete geçmesini sağlamak

🔷Kişinin varolan potansiyelini desteklemek

🔷Koçluk konumunda durabilmek

🔷Odaklanmayı sağlamak

🔷Hedefe ulaştırmak

🔷Düşünmenin yönünü bugünden geleceğe çevirmek

🔷Düşüncenin sınırlarını esnetmek

🔷360 Derece farklı noktalardan baktırmak

🔷Kişi için ideal durum ne ?Onu yapıp yapmamanın farkındalığını oluşturmak

🔷Seçenekleri fark ettirmek

🔷Görüntü oluşturmak ve o görüntüye kişinin dışardan bakmasını sağlamak

🔷Kişiye kendi potansiyelini fark ettirmek, gücün sadece kendisinde olduğunu göstermek

🔷Potansiyel olarak ulaşılmak istenilenin deneyimlenmesini sağlamak

🔷Yargısız olmak, nötr olmak, objektif olmak, etik olmak

🔷İç motivasyonu harekete geçirmek

🔷Pozitif dil kullanmak

🔷Kişinin kendini keşfetmesini sağlamak

🔷Kişinin kendi dünyasında kendi kendine olacağı güven dolu bir alanı ona açmak

🔷Müşteriye gizlilik prensibinin ömür boyu bağlayıcı olduğunu hissettirmek. Güvene dayalı bir ortam yaratmak

🔷Gizlilik dahil, koçluk ilişkisinde tüm mesleki sınırları korumak ve koçluk mesleğinin etik kurallarına uymak.

🔷Etik kurallara uygun olarak kendi davranışlarını yönetmek

🔷Koçluk yetkinliklerini etkin bir şekilde uzmanlık alanlarında kullanmak.

🔷Yönlendirme yapmadan,tavsiye vermeden yol arkadaşlığı yapmak

🔷Müşteri ile aynı yükseklikte, aynı göz seviyesinde eşit bir ilişki yaratmak

Geçmişin Pırıltılı Anları

ED55E2A6-2169-4AC5-B286-922A18AC14A5Geçmişin pırıltılı anları fotograf albümlerimde gizli.Onlara dokunmak,bakmak,ilgili notları okumak, espriyle kaleme aldığım ilginç olayları tekrar tekrar yaşamak beni ben yapan en önemli özelliğim. Albümlerim tarih aralıklarına göre ulaşabileceğim düzende özel olarak aldığım kütüphanemde klase edilmiş olduklarından hatırlayamadıklarımı bana hatırlatan çok önemli bir başvuru kaynağım da aynı zamanda.Onlar benim en değerli hazinem.

O albümler pırıltılı anlarla dolu .Her bir fotograf karesi çok özel bir an ve çok güzel.Dolu dolu yaşanmışlığı anlatıyor.

Değişim kaçınılmaz.Ama bu dijital çağda bile olabildiğince bana mutluluk veren bu alışkanlığımdan vazgeçemiyorum. Artık yer sorunu nedeniyle seçerek tab ettiriyorum .Bilgisayarımda ayrı dosyalarda klase edip belirli aralıklarla da toshiba ya yüklüyorum.

Ancak zaman zaman da bu prosedürleri aksatıyorum. Bazı dönemlerde albümlerime küsüyorum ve hiç bakmıyorum.Sonuçta hepimiz bir adem-i beşeriz ve her insan gibi hayatı inişli çıkışlı yaşarız .Ama fiziki olarak onlara ulaşamadığım zamanlarda bile derin kütüphanemden her bir fotoğraf karesinin gözlerimin önüne düşüyor olması benim için çok önemli ve değerli.Her biri ayrı ayrı yaşamımdaki pırıltılı anlar…..

Bu bağlamda koçluk eğitimim sırasında değerli hocamız Zerrin Başer’in aktardığı bir hikayeyi de aklımda kaldığı kadarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum. 

” Vakti zamanında günlerden birgün bir köyden geçmekte olan gezginimiz birden kendini köyün mezarlığında bulur .Mezar taşları üzerindeki 2 yıl ,1.5 yıl ,3 yıl ,5 yıl gibi yazılar çok ilgisini çeker.Hiç bir anlam veremez .Sorar soruşturur bu nasıl olabilir ki diye düşünür , sonunda bunun cevabını kendisine verebilecek kişiye ulaşır.O bilge kişiden su yanıtı alır,. “Bizim köyümüzde insanlar mutlu oldukları özel günleri ,anları bir yere kayıt ederler. O kişi öldüğü zaman ise mezar tasına bu süreler toplanıp yazılır.Gerçekten yaşanan zamandır bu mezar taşlarına yazılan yıllar ” der….

Geçmişin pırıltılı anlarını hatırlamanız, bu güzel anıları geleceğinize armağan etmeniz , gelecek için de keyif aldığınız mutlu olduğunuz anları kayıt etmeniz ve hatırlamanız dileğiyle…..

Sevgiyle Kalın,