ZAMANIN ALTIN ORANI

H.Jackson Brown,Jr.’ın“Yeterli zamanınız olmadığını söylemeyin.Çünkü size de Helen Keller, Pastör, Michelangelo, Rahibe Terasa, Leonardo da Vinci, Thomas Jefferson ve Albert Einstein’a verilenlerle eşit sayıda saat bahşedilmiştir.” cümlesi ile başlayan bir çocuk hikaye kitabi. Bence öncelikle biz erişkinlerin okuması gereken bir çocuk kitabı.

Hem mimar, hem profesyonel koç, hem de çocuk hikaye kitaplari yazarı olan Gülenbilge Ersan aynı zamanda lisana olan ilgisi nedeniyle İngilizce ve İtalyanca’dan belgesel, dergi, kitap, sinema ve festival çevirileri yapan profesyonel bir çevirmen, çocuklarıyla daha bütünsel bir bakış açısıyla iletişim kurmak isteyen ebeveynlere Etkili Anne Baba Eğitimi veren sertifikalı G.T.I(Gordon Training International) eğitmeni. Bakın Gülenbilge bir yazar olarak neler diyor….“En temel bakış açım kendi çocuklarım. Bana ilham veren onlar oldu. Doğal olarak kullanmakta olduğum şeyleri neden çocuklar daha önce öğrenmesinler ki diye başladım. Böylece en büyük hayalimi de gerçekleştirmiş oldum.Konular minik ateş böcekleri gibi yanmaya başladi……”

Kitaplarını imzalayarak gönderen, beni ve torunlarımı cok ama çok mutlu eden Gülenbilge’yi Türkiye’ye döndüğümde şahsen tanımak, kendisine bizzat teşekkür etmek isterim. Zaman ve zamanı yönetmek konusunda hepimizin farkli bakış açıları vardır elbet. Bu arada Covid -19 ile zaman algımız da ciddi anlamda değişti. Belirsizliğe adım atabilmek konusunda yetkinleştik. İyi güzel de evde kaldiğımız süreçte yapmak istediklerimizin ne kadarını gerçekleştirebildik? Acaba zamanımızı etkin kullanabildik mi? Yoksa yapmak istediklerimize başlayamadık mı? Soruları çoğaltmak mümkün. Bir baska deyişle hala çözmeye çalıştığımız şeyler olabilir. Koçluk bakış açısıyla yazılan bu eğlenceli, keyifle okunan “Zamanın Altın Oranı” kitabı tam da bu süreçte bana harika bir pencere açtı. Kendi altın oranımı keşfetmeye çalışıyorum. Mimaride, insanda, doğada Altın oran nedir sorusunu isterseniz detaylı arastirabilirsiniz. Aslında matematiksel bir kavram. Kısaca 1.618… Bir bütünün parçaları arasındaki en estetik oran olarak kabul ediliyor. Geometride bir doğru düşünün öyle bir yerinden böleceğiz ki uzun parçanın kısaya oranı parçanın tamamının uzun olan parçaya olan oranına eşit olsun. Bu oran ALTIN ORANI veriyor. Zamanın altin oranı nedir derseniz cocuklarınızdan, torunlarınızdan önce siz bu kitabi okuyun derim. Zamanın uzunluğu süre ile ifade edilir. Zamanın bir de ağırlığı vardır. Gülenbilge’nin değimiyle kendimize gün sonunda bugün kaç kilo değer tarttım diye sorabiliriz. Zamanın ağırlığı yaptığımız her ne ise onun bizim icin anlamını/ değerini ifade eder. Gün sonunda bugün hangi değerimi / değerlerimi besledim sorusu zamanımızı doğru kullanmak açısından önemli bir soru. Kitabın sonunda Fa, Re ve Si’nin de soruları var. Bu sorularla düşünmeye devam ediyoruz…..

Teşekkürler Gülenbilge Ersan

Teşekkürler Zerrin Başer Hocam

Teşekkürler İnsandan İNSAN’A

Dünyadan DÜNYA’YA

EVDE EKMEK YAPMAK

Çok kolay….Vereceğim tarif anneannemden…… Bizlere aktarılan kültürel bir miras.O kadar çok hikayesi var ki. Evi saran, mis gibi kokan, sevgiyle yoğrulmuş , dumanı tüten ekmek kokusu ile birlikte sevinç ve hüzün iç içe geçiyor.

Bugün anneannemin anısına yaptım ve paylaşmak istedim.Aile ritüellerimizi ve bizlere aktarılmış olan, bizim de aktarmak zorunda olduğumuz değerlerimizi.. Aktarmazsak yok olup giderler. Somut Olmayan Miras işte bu değerlerimizle çok örtüşen bir kavram. Ben çocukluk yıllarımdan bu yana bir çok kez gözlemlemiş olsam da tam tarifi yengemden aldim. Kızim da geleneksele ufak dokunuslarla sureci mükemmelleştirdi. Tarife geçmeden kimin yazdığını bilmedigim notumu iletmek istiyorum.

Ekmeğin kavgası yapılır,

Ekmek uğruna savaşılır,

Arslanın ağzındaki ekmeğe

Ulaşmak ya da,

Elindeki ekmekten olmamak için uğraş verir insanlar,

Elbet ekmek elden su gölden

Yaşayanlar da vardır,

Ekmeğini taştan çıkaran da,

Yüzyıllardır

İnsanoğlu hayatında

Var olan bir anlamdır ekmek

Ekmek Bir Tutkudur…

Tutkuyla yapılan her iş gibi bu ekmegin hamurunda sevgi ve tutku var

Tarifim:

🦋4 su bardağı ılık su

🦋1çorba kaşığı kuru maya

🦋1 çorba kaşığı şeker

🦋1 tatlı kaşığı tuz

🦋Aldığı kadar un . Hamur kulak memesi yumuşaklığında olacak.

Unu ilave etmeden önce diger malzemeyi yoğurma kabında karıştırıyoruz. Unu yavas yavas ekliyoruz. Bir spatula ile karıştîrmak kızımın keşfi.

Mayalanmaya bırakıyoruz. Kabarınca tekrar yoğurup yağlanmış fırın tepsisine şekil vererek koyuyoruz. Ben genelde iki yuvarlak ekmek yapiyorum. Daha piskin oluyor ve daha cok kabariyor.

Fırın tepsisinde 15 dakika daha bekletiyoruz.

200 derece önceden ısıtılmış fırında üstü kızarıncaya kadar pişiriyoruz.Pişerken fîrına dayanıklı küçük bir kapla su koymak da kızımın eklediği önemli bir ayrıntı❣️

Afiyet bal şeker olsun.

Sağlîcakla ve Sevgiyle kalın