Viktor Emil Frankl*

O, benim etkilendigim bir yazar. O, dört ayrı toplama kampını deneyimlemiş ve sonunda kurtulmayı başarmış bir kişi. Özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz tuttuğu üç sekreter kanalıyla unutmadan yaşadıklarının bire bir kayıt altına alınmasını sağlayan ve böylece oluşturduğu “İnsanın Anlam Arayışı” kitabını gelecek nesillere aktarmayı başarmış bir kahraman.

Yıllar önce bu kitabı okumuştum. Sonra bir kez daha okudum. Beni etkileyen kitaplar listemin başında yer alan bu kitabın orijinal adı “….trotzdem Ja zum Leben sagen “ Yani …. her tür koşula rağmen yaşama “Evet” …
Kitabın ingilizcesi “Man’s Search For Meaning “ .
Viktor Frankle bence Holokost’da sanki bir masal anlatıcısıydı. Hergün oradaki insanlara buradan kurtulacaklarini ve bunun da çok yakın bir gelecekte gerçekleşeceğini anlatan ve hep birlikte hayal kurmalarını sağlayan bir masal kahramanıydı sanki. Ama günlerden bir gün kampa bir haber ulasti.Artık kurtuluş yok, artık kurtulus imkanı kalmadi dendi… İşte o an ,o ana kadar direnen insancıklar birer birer devrilmeye basladı. Ya da yemek kuyruğuna ellerindeki lazımlıklarla gelip içine yemek konmasi icin uzattilar. Artik o insanlar icin umut bitmisti. Hiçlik anı… Umudun bittigi an… hic bir seyin farketmedigi an… Victor Frankl’ı ayakta tutan ise cok güçlü bir amacının olmasıydı. Kurtulmak ve yazmak… 1945 yılında serbest bırakıldı.
Viktor E. Frankl’ın hayat hikayesi bir insanın zor koşuların üstesinden gelebilme gücünü gösteren, ders alınması ve hatta ara ara hatırlanması gereken GERÇEK bir hikaye…
Onun amacı dünyaya kalıcı iz bırakan bir mesaj vermekti.
⁃ “Tek istediğim okuyucuya somut bir örnekle hayatın her koşulda, en sefil durumlarda bile anlam ve potansiyele sahip olduğunu göstermek.” …

*1905-1997, M.D. Nörolog ve psikiyatrist. Logoterapinin kurucusu…

Viyana’daki Amerikan konsolosluğundan vize almış olmasına rağmen ailesini yalnız bırakmamak için vizeyi reddeden ve ülkesinde kalıp acı çekmeyi göze alan bir kişi

EVDE EKMEK YAPMAK

Çok kolay….Vereceğim tarif anneannemden…… Bizlere aktarılan kültürel bir miras.O kadar çok hikayesi var ki. Evi saran, mis gibi kokan, sevgiyle yoğrulmuş , dumanı tüten ekmek kokusu ile birlikte sevinç ve hüzün iç içe geçiyor.

Bugün anneannemin anısına yaptım ve paylaşmak istedim.Aile ritüellerimizi ve bizlere aktarılmış olan, bizim de aktarmak zorunda olduğumuz değerlerimizi.. Aktarmazsak yok olup giderler. Somut Olmayan Miras işte bu değerlerimizle çok örtüşen bir kavram. Ben çocukluk yıllarımdan bu yana bir çok kez gözlemlemiş olsam da tam tarifi yengemden aldim. Kızim da geleneksele ufak dokunuslarla sureci mükemmelleştirdi. Tarife geçmeden kimin yazdığını bilmedigim notumu iletmek istiyorum.

Ekmeğin kavgası yapılır,

Ekmek uğruna savaşılır,

Arslanın ağzındaki ekmeğe

Ulaşmak ya da,

Elindeki ekmekten olmamak için uğraş verir insanlar,

Elbet ekmek elden su gölden

Yaşayanlar da vardır,

Ekmeğini taştan çıkaran da,

Yüzyıllardır

İnsanoğlu hayatında

Var olan bir anlamdır ekmek

Ekmek Bir Tutkudur…

Tutkuyla yapılan her iş gibi bu ekmegin hamurunda sevgi ve tutku var

Tarifim:

🦋4 su bardağı ılık su

🦋1çorba kaşığı kuru maya

🦋1 çorba kaşığı şeker

🦋1 tatlı kaşığı tuz

🦋Aldığı kadar un . Hamur kulak memesi yumuşaklığında olacak.

Unu ilave etmeden önce diger malzemeyi yoğurma kabında karıştırıyoruz. Unu yavas yavas ekliyoruz. Bir spatula ile karıştîrmak kızımın keşfi.

Mayalanmaya bırakıyoruz. Kabarınca tekrar yoğurup yağlanmış fırın tepsisine şekil vererek koyuyoruz. Ben genelde iki yuvarlak ekmek yapiyorum. Daha piskin oluyor ve daha cok kabariyor.

Fırın tepsisinde 15 dakika daha bekletiyoruz.

200 derece önceden ısıtılmış fırında üstü kızarıncaya kadar pişiriyoruz.Pişerken fîrına dayanıklı küçük bir kapla su koymak da kızımın eklediği önemli bir ayrıntı❣️

Afiyet bal şeker olsun.

Sağlîcakla ve Sevgiyle kalın

Minik Sandviç Ekmeği Katkısız-Kolay

Çok lezzetli ve kolay. Sadece hamurun mayalanması için en az bir saat gerek.Mayalanma süresi daha uzun da olabilir .

Ben ;Organik un,organik yumurta organik süt ve organik şeker vardı kullandım . Organik malzeme kullanmasanız da içinde katkı maddeleri olmayacağı için hazır alınanlara göre çok daha sağlıklı olacaktır.

Malzemeler:

🍀1/2 Su Bardağı ılık süt ( 1/2 Cup)

🍀1/2 Su Bardağı ılık su

🍀1/2 Su Bardağı Zeytinyağı

🍀1 Adet Yumurta(akı hamur için sarısı üzerine sürmek için)

🍀2 Çay Kaşığı tuz

🍀1.5 Yemek Kaşığı toz şeker

🍀1/2 Paket kuru maya

🍀3.5 Su Bardağı Un

🍀Bir tutam da SEVGİ ekleyin

Yapılışı:

Unu önceden eleyin.Elenmiş yedek un da bulundurun.

Derin bir kaba un ve maya hariç diğer malzemeyi koyun. Karıştırın. Kuru mayayı ekleyip biraz daha karıştırın. Unu ekleyin ve hamuru yoğurun. Yumuşak ele yapışmayan kıvamda bir hamur elde edeceksiniz.Karıştırma kabınızı sıkıca kapatıp hamuru mayalanmaya bırakın. Minimum bir saat sonra yağlı kağıt serip hazırladığınız tepsinize ufak hamur parçalarından yuvarlaklar yapıp aralıklı dizin. Üzerlerine yumurta sarısı sürün. Önceden ısıstılmış 180 derecelik fırında  yaklaşık 20 dakika pişirin.İçine istediğiniz malzemeyi  koyarak

şahane sandviçler hazırlayabilirsiniz.Afiyetler olsun♥️

 

 

 

Cranberry Muffin

 D7D82245-3B07-49C8-A4B6-B700FD3E67F7

Herkese keyifli pazarlar. Sizlerle denemenizi önereceğim cranberry ‘li (yaban mersini) portakallı muffin tarifimi paylaşmak istiyorum.

♥️Malzemeler:

✔️Bir su bardağı kuru cranberry

✔️1/2 su bardağı taze portakal suyu

✔️2 su bardağı un(kontrollü)

✔️2 çay kaşığı kabartma tozu

✔️Bir tutam tuz

✔️Yarım su bardağı kadar tereyağı (eritilmiş..soğutulmuş)

✔️Bir portakal veya 1 limon kabuğu rendesi

✔️2/3 su bardağı şeker

✔️2 yumurta

✔️Yarım su bardağı süt

✔️Yarım su bardağı ceviz

✔️Bir avuç kadar çikolata parçacıkları

❣️Bir tutam da SEVGİ❣️

♥️Yapılışı

Fırın 190 dereceye ayarlanıp önceden ısıstılır. Portakal suyu ile kuru cranberry bir kapta ısıtılır. Kaynar kaynamaz kenara konur.

Un ve kabartma tozu birlikte elenir.İçine az tuz eklenir.

Bir başka kapta yağ ,portakal veya limon kabuğu rendesi,şeker karıştırılır. İyice çırpılır.Yumurtalar teker teker eklenip birlikte tekrar çırpılır.Unlu karışım sıvı malzemelere eklenir.Süt ilave edilir. Daha önce hazırladığımız cranberry ile ceviz eklenir.

Pişireceğimiz muffin kapları yapışmasın diye yağlanır.Karışım bu kaplara dökülür.

Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 30 dakika pişirilir.

Fırından çıkarınca üzerlerine istenirse çikolata parçacıkları üçer beşer adet konur.

Sonra da  keyifle afiyetle yenir.

Not: Tereyağ yerine bulabilirseniz hindistan cevizi yağı (coconutoil) da kullanabilirsiniz.Cranberry yerine isteğe bağlı başka malzeme de kullanılabilir.

 

 

 

HEKTOR nam-ı diğer MEDOR

Hikayem çok uzun yıllar önce mutlu çocukluk yıllarımın geçtiği Çankaya-Yukarıayrancı Bağlarında bir Bağevinde başlıyor. Bahçemizde cok güzel bir kulübede yasayan Medor isimli bir köpeğimiz vardı. Hayal meyal hatırlıyorum. Aile geleneğimizde çocuklara masal tadında eğlenceli anılar anlatıldığından belki de hatırladığımı sanıyorum.

Benim hayatım boyunca başka köpeğim olmadı. Köpeklerden ,kedilerden hep çok korktum.Çocuklarımın hayata atılır atılmaz ilk işlerinin kedi köpek sahibi olmalarını çok iyi anlayabiliyorum.

Günlerden bir gün uzak diyarlara gittim . Sana bir sürprizimiz var dediler Sürpriz de meğerse beni bekleyen mini minnacık bir köpekmiş. Geri dönemiyeceğime göre kabullenmem gerekiyordu. Adı Hektor nam-ı diğer Medor……Eski hikayelerden esinlenerek ve fakat yanlış hatırlanarak Hektor denmiş adına.

Hektor bir Labrador Retriever. O zamanlar Labradorlar hakkında hiç bir bilgim yoktu.Labrador Retriever cinsini yaşayarak öğrendim.

İlk önce crate( bir cins kafes) içerinde duracağı için iş çok basitti ….Crate’ine sadece yemeği ve suyu konacaktı.

Takip eden gidişlerde hep bir aşama ileri.

Crate kapısı açılacak.Hektor yukarı komutu ile bahçeye çıkacak. İhtiyaçlarını giderince “Hektor aşağı” komutuyla aşağı inecek doğrudan cratine girecek. Bu süreç esnasında heyecan korku dorukta …….ya inmez ya sağa sola saparsa!!

Ama hiç öyle olmadı her seferinde denileni yaptı…Çok iyi eğitim almış…Ne de olsa diplomalı.

Takip eden gidişimde Hektor artık evin içinde sebest dolaşımda.Eeee bu durumda artık benim de kendi çapımda bir kural koymam şart oldu. “Hektor bak beni iyi dinle ,bana ağzını değme dayanamıyorum çok fena oluyorum…”dedim ve bunu tek bir kez söyledim.

Bir daha asla ama asla ağzını değmedi hep sadece ayaklarımın dibine yatıp sevmemi istedi.

Ben sonunda sanırım Hektorun şifrelerini çözdüm. İğrenme duygumu kısmen aşabildim ama artık korku olayı bitti. Korkmuyorum.

Bugün geldiğim aşama odama girebilir ve bebekliğinden beri birlikte büyüdüğü kardeşinle benim meşgul olmamı izleyebilir.

Bir sonraki aşama ne olur bilemem. Ama bildiğim şu ki ben Hektor ile birlikte uzun bir yol kat ettim. Bazı hassaslıklarım devam ediyor olsa da korkularımı yendim.

Hektora bir türlü köpek diyemiyorum. Hektor çok ama çok zeki. O gökyüzüne bakıp yıldızları görüyor….. ben de görüyorum. O uçak geçerken kafasını kaldırıp bakıyor … ben de bakıyorum.Beklemesini biliyor. O beni anlıyor ben ise onu anlamaya çalışıyorum. Derin bakışları hep bana bir şeyler anlatıyor. Yemeğini koyduğumda aceleyle kafasını okşamamışsam yemeyerek SEVGİ’nin herşeyden önde geldiği inancımı kuvvetlendiren tabii ki Hektor. Hep şükrediyorum ailemiz bize bunu fazlasıyla vermiş. Öyle çok sevgiyle büyümüşüz ki sevgi yüreğimizden taşıyor. Coşup coşup nehir gibi su gibi akıyor.

Merak ediyorum Hektor ile bundan sonraki aşama ne olacak acaba?