Geçmişin Pırıltılı Anları

ED55E2A6-2169-4AC5-B286-922A18AC14A5Geçmişin pırıltılı anları fotograf albümlerimde gizli.Onlara dokunmak,bakmak,ilgili notları okumak, espriyle kaleme aldığım ilginç olayları tekrar tekrar yaşamak beni ben yapan en önemli özelliğim. Albümlerim tarih aralıklarına göre ulaşabileceğim düzende özel olarak aldığım kütüphanemde klase edilmiş olduklarından hatırlayamadıklarımı bana hatırlatan çok önemli bir başvuru kaynağım da aynı zamanda.Onlar benim en değerli hazinem.

O albümler pırıltılı anlarla dolu .Her bir fotograf karesi çok özel bir an ve çok güzel.Dolu dolu yaşanmışlığı anlatıyor.

Değişim kaçınılmaz.Ama bu dijital çağda bile olabildiğince bana mutluluk veren bu alışkanlığımdan vazgeçemiyorum. Artık yer sorunu nedeniyle seçerek tab ettiriyorum .Bilgisayarımda ayrı dosyalarda klase edip belirli aralıklarla da toshiba ya yüklüyorum.

Ancak zaman zaman da bu prosedürleri aksatıyorum. Bazı dönemlerde albümlerime küsüyorum ve hiç bakmıyorum.Sonuçta hepimiz bir adem-i beşeriz ve her insan gibi hayatı inişli çıkışlı yaşarız .Ama fiziki olarak onlara ulaşamadığım zamanlarda bile derin kütüphanemden her bir fotoğraf karesinin gözlerimin önüne düşüyor olması benim için çok önemli ve değerli.Her biri ayrı ayrı yaşamımdaki pırıltılı anlar…..

Bu bağlamda koçluk eğitimim sırasında değerli hocamız Zerrin Başer’in aktardığı bir hikayeyi de aklımda kaldığı kadarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum. 

” Vakti zamanında günlerden birgün bir köyden geçmekte olan gezginimiz birden kendini köyün mezarlığında bulur .Mezar taşları üzerindeki 2 yıl ,1.5 yıl ,3 yıl ,5 yıl gibi yazılar çok ilgisini çeker.Hiç bir anlam veremez .Sorur soruşturur bu nasıl olabilir ki diye düşünür , sonunda bunun cevabını kendisine verebilecek kişiye ulaşır.O bilge kişiden su yanıtı alır,. “Bizim köyümüzde insanlar mutlu oldukları özel günleri ,anları bir yere kayıt ederler. O kişi öldüğü zaman ise mezar tasına bu süreler toplanıp yazılır.Gerçekten yaşanan zamandır bu mezar taşlarına yazılan yıllar ” der….

Geçmişin pırıltılı anlarını hatırlamanız, bu güzel anıları geleceğinize armağan etmeniz , gelecek için de keyif aldığınız mutlu olduğunuz anları kayıt etmeniz ve hatırlamanız dileğiyle…..

Sevgiyle Kalın,

 

 

Reklamlar

Geçmiş Yıllar

Düşündüm, düşündüm ve hatta biraz fazla düşündüm…  Neyse ki sonunda yazmaya başlayabildim. Düşüncelerimin ortak  paydasının  İNSAN olduğuna karar verdim.

Yazıma Goethe’den bir alıntı yaparak başlamak istiyorum:

İnsan her gün ya güzel bir ses işitmeli, ya gönül açıcı bir kitap okumalı, yahut güzel bir şey dinlemelidir”. Benim için 3 Mart cumartesi günü Ankara Palas’ta Düş Hekimi Yalçın Ergir’in

….evet; sevdik hem de çok sevdik

diye başlayan müzikli sunumunu  izlemek çok özel ve çok anlamlıydı. Özellikle 50’lerde 60’larda çocuk olan bizler bu sunumdan çok  etkilendik. Değerli iki insan; Soprano Leyla Çolakoğlu ve Düş Hekimi Yalçın Ergir bize öyle güzel bir mahalle masalı anlattılar ki çocukluğumuzu büyük bir özlemle yeniden yaşadık… Onlar kendi etki alanları içerisinde mükemmel bir şey başardılar. Düş kurmamızı sağladılar… Ve evrendeki en büyük gücün “sevgi “olduğunu bize çok anlamlı bir şekilde hatırlattılar.

www.ergir.com sitesini ziyaret ederek siz de çocukluk yıllarınıza, gençlik yıllarınıza uzanıverin isterseniz……

Sevgiyle kalın.